hüznümüzü kelimelere gömdük, kelimeleri de düşüncelere… sonra o düşünce bütününü aldık tek parça konsantre hale getirdik. onu da zihnimizin derinliklerine bir yerlere gömdük. şimdi alınan her nefeste ve beyinden geçen her zerre kanda bu konsantre, acı vererek yayılıyor.
sözler veriyoruz, gözlerimizi kararttığımız zaman ve bir nefes alımlık zamanda sözlerimizin kölesi oluyoruz. ağızdan çıkana kadar bizim, çıktıktan sonra sözlerin kölesiyiz… sırf sözler ağızdan çıktığı için ve çıkan sözler büyük yeminler olduğu için; dışa vurmamaya çalışıyoruz hiç birşeyi. içimiz içimizi yerken ve bir ağaç kurdu misali içeriden tüketirken ruhumuzu yine de sessiz kalıyoruz çıkan “söz”ün hatırına(!).. insan kendi huyunu suyunu bilir de bu sefer değişeceğini hisseder her zaman. bu sefer göze alabileceğini herşeyi, ama garip şekilde en ağırlarını göze alır da nefis denilen illetin gurur ve kibirini kıramaz. yasaklandı ya ille üzerine gitmek lazım değil mi nefis efendi?..
omuzlarımdaki yük o kadar ağır ki ben dışarıya çıkmaya çalıştıkça aşağıya doğru tekmeleniyorum sanki. sabır askerde pekiştirilir derler. şu halde semptomlar geçireceğime askerde bir ömür boyu kalırdım…
kendimi bir süreliğine kapatıyorum, umarım tekrar açtığımda dünya aynı yerinde durur…


Mart 3rd, 2010
bVICIL
Posted in
Tags: