[tr] fotoğraf üzerine…

zamanı, kendi çizgisinde bir ipe bağlayıp sabitlemenin adıdır fotoğraf. yıllar sonrasında burnumuzun direğini sızlatan mazidir fotoğraf. tüm varoluşu bir kareye sıkıştırma uğraşıdır fotoğraf. bir tutkudur fotoğraf ve tutkulardır bizi esir alan. bir kez deklanşöre basıp zamanı durdurdunuz mu, işte o “an” alınan haz kelimelere sığmaz.

fotoğraf üzerine çoğu zaman düşünmüşümdür. fotoğraf, yıllar sonra bile varolduğunu kanıtlama uğraşıdır gibi gelir kimi zaman. bu koskocaman dünyayı karelemek ve onun önceki hallerini yıllar sonra bile oturup izleyebilmek ve hüzünlenmek ya da sevinmek… geçmişe olan özlemin dışavurumu… “biz eskiden…” diye başlar cümleler genelde.

fotoğraf çekmeye ya da çektiğimi zannetmeye başlamam neredeyse 1990 yılına dayanıyor. sağolsun, babamın 1981 yılında aldığı Canon AE1 SLR fotoğraf makinesi ile ilk tanışmam gayet garip olmuştu. ne diyaframın ne de enstantanenin ne olduğunu biliyordum ve sanki bugünleri o zamanda yaşayan, dijital makine kullanan biri gibi 36 lık bir poz çekmiştim. Allah’tan hatırlıyorum da ayarlar 1/125, F:5.6 idi de bir çok poz çıkmıştı. daha sonradan dayıoğlu İbrahim’in ve her iki dayımın da fotoğrafa olan ilgisinden dolayı ben de fotoğrafla haşır neşir olmaya çalışmıştım. her gittiğim geziye götürür -neredeyse Anadolu’nun 1/3′ünü gezdik ya çocukken- bir sürü fotoğraf çekerdim. sonra da Bursa’ya döndüğümde onları tab ettirir, çıkan 10-15 fotodan 3-4 tanesine hayranlıkla bakardım. zamanla terimlerin ne olduğunu aramaya ve öğrenmeye başladım. ama yazılımcıyız ya ille de bir şeyin mantığı olmalı ve algoritması olmalı, ondan dolayı aradaki mantığı anlamaya çalıştım. bu rakamlar arasında ilginç bir bağlantı olması lazımdı. bunu öğrenmem çok uzun yıllar sonra olacaktı ama yine de çok ilgimi çekiyordu.

sonra önce dijital makineler ve hemen ardından da dijital kameralı cep telefonları furyası çıktı da herkes sanatçı(!) kesildi. ben de ise hala standart bir telefon ve Canon AE1 vardı. toplasan toplasan kaç film harcadım desem 30-40ı geçmez belki ama her gördüğüm fotoğrafı kendi estetik anlayışıma göre eleştirmekten geri kalmadım. çalıştığım firmada bir fotoğraf makinesi vardı. onu arada sırada alır, gezerken fotoğraf çekmeye çalışırdım. tabi çok biliyoruz ya ondan bol bol manuel çekim yapar ve bol bol foto silerdim. aradaki espriyi hala yakalayamamıştım. bir gün şans eseri Bursa’nın bir köyünde fotoğraf çekerken alanderinliği ile tanıştım. ki o kareyi çekmek için gerçekten olması gereken gibi bir açı yakalamış ve çok zahmetli bir makro çekim yapmıştım. fotoğrafı gören herkes harika olduğunu söylüyordu. ta ki bir fotoğrafçı abi görene kadar. “bu gayet normal bir kare, ne var bu kadar büyütecek” dedi. ve neredeyse tüm fotoğrafçılık kariyerim (!) bir anda son buldu. uzun süre fotoğraf makinesini elime almak dahi istemedim.

Atakan abi ile her sabah mümkün olduğu kadar devam ettiğimiz sabah terapilerinden birisinde bir site gösterdi. netfotograf.com profesyonel, amatör herkesin fotoğraflarını attığı, insanların birbirlerine yorum yazdığı, hatalarını yüzlerine söylediği sıcak bir ortam… Atakan abi tutturdu Bursa Buluşması yapalım diye. sen de üye ol ve gel dedi. ben de aynen öyle yaptım. ismini burada tek tek sayamayacağım çok güzel insanlarla tanıştım bu buluşmada. bizim emektar Kodak EasyShare Z730 ile gittik. fotoğrafçılık adına güzel terimler, kavramlar ve tekniklerden haber aldık. toplantı güzel geçti. daha donra dedim madem öyle ben de fotoğraf atayım bakalım ne olacak. ilk fotoğrafımı attım ve ilk gelen yorum yeni bir şey öğrenmemi sağladı. “ufuk çizgisi eğri”. o ne demekti şimdi: ufuk çizgisi. sordum soruşturdum bilge google amcaya. ve fotoğrafımdaki hatamı anladım. ama ben o fotoyu çekerken sadece deklanşöre basmıştım. ve bu iki yıl önce idi. daha sonra her attığım fotoğrafa gelen yorumlara göre yeni bir şeyler öğrenmeye çalıştım. bol bol çekilen fotoğrafları inceliyor, nasıl kompozisyonlar yakalayabilirimin kavgasını veriyordum.

sonra bir ara yine gaza gelip Atakan abi ile beraber Canon EOS 350D aldık beraber. bir nevi profesyonel fotoğrafçılığa adım attık. Atakan abi benden daha fazla fotoğrafa gönül verdiği için bolbol fotoğraf çekemeye devam ediyor. ben de aklıma geldikçe çekmeye devam ediyorum.

fotoğraf iyidir. fotoğraf çekmek, paylaşmak, üzerinde konuşmak iyidir. arada bakıyorum da elimdeki fotoğraf arşivime; ilginç geliyor… şu anda bir şekilde konuşmadığım arkadaşlarımın bile fotoğrafları var. yaşamak dahi istemediğim bazı sahneler ya da kişiler de var. ama bu geçmiş benim, ben yaşadım ve onu seviyorum…

Herkesle Paylaşın:
  • Print
  • del.icio.us
  • Facebook
  • email
  • FriendFeed
  • Identi.ca
  • LinkedIn
  • MySpace
  • PDF
  • StumbleUpon
  • Twitter
You can leave a response, or trackback from your own site.

Leave a Reply

Powered by WordPress | Designed by: free Drupal themes | Thanks to hostgator coupon and cheap hosting