[en / tr] go back to life / hayata geri dönüş
zaman 17 Ocak 2010 13:24
kategori Yazılarım | yorum yazin
[en] i am going back to life. this is the last day of my vegetative state. because this is the last day of my soldiery. now i have three of new buddies -M.Ali ORAL, Umut ÇETİN and Eray IBRIKCIOĞLU-. Wait me life i am coming back.
[tr] hayata geri dönüyorum. bitkisel hayatımın son günündeyim. çünkü askerliğin son günü bugün. yeni üç dostum var -M.Ali ORAL, Umut ÇETİN ve Eray İBRİKÇİOĞLU-.
yazacak çok şey var demiştim ya; evet yazacak şeyler var. yazdıklarımı bir defterde toparladım bu sefer. düzenli olarak yazıyorum. şiir ve düz yazı oluyor genelde. paylaşılabilir olanları buraya da yazacağım elbette. gerçi bir süreliğine müşahade altında olacağım galiba. bitkisel hayattan çıkınca normal hayata adaptasyon biraz zor olabilir kanaatindeyim.
askerlik bir bakıma da sessizliğimi bozma yeri oldu sayılır. kalbimin en güzel yerini balıkesir’de bırakıp bursa’ya geliyorum… beni bekleyin…
askerlik
zaman 16 Eylül 2009 17:47
kategori Havadan Sudan | yorum yazin
askerlik; bazen güzel gidiyor, bazen de hiç bitmeyecekmiş gibi geliyor. sağolsun askeri hastanedeki psikologlar işten anlıyor ama. Hv.Tbp. Bnb. bir doktorum vardı balıkesir merkezde baya yardımcı oldu bazı konularda. şimdi bandırma’dayız bakalım buradaki doktor hangi türde ve nasıl olacak gayet meraklar içerisindeyim. en kısa süre içesinde şu ilaçlarım biter bitmez devam edeceğim görüşmelere.
askerlik garip bir şey gelince ya da geldiyseniz anlarsınız. bir de derler ki mantıksız her şey alakası yok. bence herşeyde acaip bir mantık var ama sorgulamayacak ve en salak insanlar olduğunu da hesaba katmanız gerekiyor. bilgisayardan anlamak bir avantaj olduğu gibi bazan de zulüm olabiliyor insana.
neyse çok vaktim yok. müsait bir ara, izne çıkarsak eğer yazılacak çok şey var… saygılarımla…
müsadenizle dostlar
zaman 10 Ağustos 2009 22:55
kategori Havadan Sudan | yorum yazin
kısaca yazalım, karışmasın kimsenin aklı fikri. 329/Kısa Dönem olarak Balıkesir İl Jandarma Komutanlığı’na gidiyorum inşallah 12 Ağustos Çarşamba günü, vatani görevimi yapmaya.
Allah yar ve yardımcınız olsun, selam ve dua ile kalın…
fırsat bulursam birşeyler karalarım…
artık gitme zamanıdır
zaman 5 Ağustos 2009 21:39
kategori Yazılarım | yorum yazin
artık gitme zamanıdır bilinmez yakınlığa
kalmadım buralarda pek yalnız
anlattım, dinledim, düşündüm, düşündürdüm
ama şifre tekti: paylaştım, paylaştırdım
üzüntülerim de oldu sevinçlerim de
paylaştıkça azaldı biri, arttı diğeri
yüzlerde hissedilen bir tebessüm
bu dünyada her şeye bedeldi…
kimi zaman aradaki mesafeler oldu engel
bazen de yanındayken duyulan yalnızlık
engelleri engellemenin tek yolu ise
konuşmaktı, hem de çenen düşene kadar
yapamadım çoğu zaman, arayamadım kimseyi
alışılmışlık değildi benim için telefon
yüz yüze oturup konuşmaya alışmıştım oysa
ama bir şekilde hatırlanan oldum, en azından dinlenen şarkılarda
hatırlanan anılarda, üzüntülerde, sevinçlerde
oturup konuşamasak da, birbirimizi arayamasak da
hep hatırladık, söndürmedik yakılan arkadaşlık ateşini
ne çok oldu dostlarım ne de sevgililerim
tek tek her birisi içimde yeni bir ben yarattı
her yeni düşüncede, fikir akımında ve oluşumda tek tek iziniz vardı
bir vefa borcum var elbet; yaşadıklarıma ve yaşattıklarınıza
artık gitme zamanı…
yeni bir zamanda, yeni bir mekanda var olabilme savaşı
tekrar dönüp gelebildiğimde
geride bıraktıklarımı bulma kaygısı…
hüznün sözyitimleri – seyhan kurt – ekim98
zaman 30 Temmuz 2009 23:53
kategori Alıntılar, Yazılarım | 1 yorum
üniversite yıllarımdayken tanıştığım değerli abilerimden birisi; seyhan kurt. ona sorsanız belki hatırlamaz ama “Prozac Toplumu” alıntın hala aklımda abi…
şimdi de iadei itibar yapalım. kendi yazdığı ve “can dostuma” diye imzaladığı kitabından alıntılar zinciri başlıyor:
Varlığını göremeyen bir okyanusun tam orta yerindeyken, herhangi bir ülkenin kıyılarını arar gibi…
Birileri için ne kadar başkaları olabilirsen o kadar mutlu olursun. Korkunç olursun. Ve mutlu.
Mutlu olurdun ve çağa ayak uydurduğun için seni vitrine yerleştirirler. Oysa Tükenen yalnızca sen olursun.
Onların kanı kan olmaktan çıktığında mürekkebim pıhtılaşmaktan kurtuldu ve büsbütün seni doğurdu hayata her şafak gebe kalan kalemim.
Umutların soğanlaşmadığı bu dünyada mermerden mezarlar varken, artık balinaların intiharlarını denizler de umursamıyorken, kuruyan nehir yataklarını köpekleşen sıvılar dolduruyorken oturup düşünmenin bir anlamı var mı?
Ölmeli.
Varlık ve yokluk söz ve ölümle başladı. Söz ölümü yazdı ve ölüm sözü silmedi.
- Dün suyun rengiydi ölüm.
-Bugün, yaşamak rengine bürünen ölüm.
Eminim bu arada, mideniz hiç bulanmadan, odanızı daha da medeni kılabilmek için dostunuz yerine tercih ettiğiniz patates cipsinin insani yardımlarda payının ne olması gerektiğini düşünüp, nelerin cidden tükenmekte olduğunu anlamaya ve aklınızın kirişine beş kala.
Ve çağdaş aşklar yaşanırken kof yapaylıklar içinde, kurşuna diziliyor atlılar arka sokaklarda.
Zamanın haklılığına mekanın mahkemesinde şahit olmamak için mührümüzü vuracağız göğsümüze: Aslı Gibi Değildir.
Oyunun kuralları değişiyor olabilir. Ama hiç kimse kendi rolünü oynamıyor, oturup düşünmüyor ve diyorlar ki aynalaşan insanlar, aynılaşanlardan daha erdemlidir.
neredeyse kitabın tamamını yazdım herhalde. her okuduğumda bu kitabı bir ayrı etkiliyor beni. sözlerin, cümlelerin ve hüznün gücü inanılmaz derecelerde. eğer hala oralarda bir yerlerde isen seyhan abi; seviyorum hala sen gibi olan seni…
bakmaya devam »


